GÜVENLİ CİNSEL DAVRANIŞ

Seks, çiftlerin sadece bedenlerini değil, kalplerini ve ruhlarını birleştiren bir duygu yoğunluğu anıdır. Uzmanlar, sevgi ve paylaşıma dayanan düzenli bir cinsel yaşamın, bireye sağlık ve mutluluk getirdiğini ifade eder. İlişkinin her anında hissedilen karşılıklı “güven” duygusu, çiftleri birbirine bağlayan en önemli unsur değil midir?

Karşılıklı güven hissinin yanı sıra “güvenli cinsel davranış” ya da “güvenli seks” çiftlerin korunmaları açısından çok büyük önem taşır. Güvenli cinsel davranış, cinsel yolla bulaşan hastalık endişesini ve istenmeyen gebelik risklerini azaltmak için, çiftlerin alacağı önlemleri ifade eder.

Prezervatif kullanımı, en yaygın ve en kolay uygulanabilecek güvenli cinsel davranıştır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellemenin tek yolu olan prezervatif, aynı zamanda çok güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir.

Güvenli cinsel davranış, sizi ve partnerinizi korur ve cinselliği endişesiz yaşamanıza olanak sağlar.

DOĞUM KONTROLÜ

Doğum kontrolü, geçici veya kalıcı olarak hamileliği engellemek ya da hamile kalma olasılığını azaltmak amacıyla çeşitli yöntemlerin, araç-gereçlerin ya da ilaçların kullanılmasıdır.

Bu yöntemlerden aile planlaması amacıyla hem kadın hem de erkek faydalanabilir.

ERKEKLER İÇİN DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ:

PREZERVATİF

Cinsel ilişki sırasında penise takılan bir latex (kauçuk) kılıftır. Cinsel ilişki sonunda boşalma ile sperm, prezervatifin ucunda birikir ve spermin vajinaya girmesi engellenmiş olur. Spermisitler ile birlikte kullanılması, prezervatifin etkinliğini arttırır. Her prezervatif sadece bir kez kullanılmalıdır. Prezervatif, istenmeyen gebelikleri engelleyen ve yan etkisi olmayan tek doğum kontrol yöntemidir. Prezervatif aynı zamanda AIDS, hepatit gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkların partnere geçişini de engeller.

DIŞARI BOŞALMA (GERİ ÇEKİLME)

Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organının, boşalmadan önce vajinadan çıkartılıp, kadın genital bölgesinin dışına boşalması durumudur. Sıklıkla kullanılan ve halk arasında “geri çekme” olarak bilinen bu yöntem güvenilir bir doğum kontrol yöntemi değildir; çünkü erkeğin cinsel organından boşalma öncesi gelen sıvılarda da gebeliğe neden olacak miktarda sperm bulunur. Dolayısıyla, bu yöntem çiftlerde gebelik endişesi yaratır ve cinsel ilişki esnasında konsantrasyonun bozulmasına sebep olur.

KISIRLAŞTIRMA (VASECTOMY)

Erkeğin kısırlaştırılması işleminde, uzun süreli korunma gerçekleşir. Bu yöntem geri dönüşü olmayan bir seçenektir ve uygulama sonucu bir daha çocuk sahibi olunamaz. Üzerinde düşünülmeden uygulanmaması gereken ciddi bir yöntemdir.

KADINLAR İÇİN DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ:

TAKVİM YÖNTEMİ (PERIODIC ABSTENENCE)

Kadının bir menstrüasyon periyodu 30 gün olarak kabul edilirse, yumurtlama adet döneminin başlangıcından 16-18 gün sonradır. Buna göre adetin başladığı gün birinci gün olursa, adetin başlangıcından sonraki 14. ile 21. gün arası döllenme için en riskli dönemi oluşturmaktadır. Takvim yöntemine göre, yumurtlamanın gerçekleştiği bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınmak yeterli bir önlemdir. Ancak, gebelik riskinin ne kadar süreceği asla tam olarak bilinemez. Bu sebeple takvim yöntemi, hiçbir zaman güvenli bir yöntem olarak kabul edilmemektedir. Takvim günlerine göre ilişkiyi düzenleyen çiftlerin hamile kalma olasılığı yüksektir.

DOĞUM KONTROL HAPLARI (PILLS)

Her gün alınması gereken doğum kontrol hapları, yüksek oranda hormon içerirler. Düzenli alınması durumunda kullanımı kolaydır ve etkinliği yüksektir. Ancak içerdiği hormon sebebiyle oluşabilecek yan etkiler tartışılmaktadır.

DİYAFRAM (DIAGPHRAGM)

Diyafram rahim ağzını örten, kenarları daha sert ve kauçuk bir araçtır. Spermisit jel ya da krem ile birlikte kullanılır. Spermisit, diyafram tarafından fiziksel olarak engellenmeyen spermleri etkisiz hale getiren bir maddedir.

KADIN PREZERVATİFİ

Kadının genital bölgesini kapatması dolayısıyla, hastalıklara karşı da bir tür önlem niteliğinde olan kadın prezervatifi, çok yaygın bir korunma yöntemi değildir.

NORPLANT

Belirli süre istenmeyen gebelik amacına hizmet eden bu yöntem, cerrahi bir operasyon ile takılır. Ancak ülkemizde pek tercih edilmeyen bir yöntemdir.

KISIRLAŞTIRMA (TÜPLERİN BAĞLANMASI)

Geri dönüşü olmayan bu uygulamadan sonra, eşler isteseler de çocuk sahibi olamazlar. Üzerinde düşünülmeden uygulanmaması gereken ciddi bir yöntemdir.

SPERMİCİDE (SPERMİSİT)

Vajinal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vajinaya konur. Spermisitler köpük, tablet veya krem şeklindedir. Diğer doğum kontrol yöntemlerine göre etkinliği daha azdır. Etkinliğini artırmak için prezervatif veya diyafram ile birlikte kullanılmalıdır.

VAJİNAL YIKAMA

Bazı kadınlar, cinsel ilişkiden hemen sonra vajinayı su ile yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Bu yöntemin hiçbir dayanağı yoktur ve doğum kontrol yöntemi olarak tamamen etkisizdir. Çünkü spermler, birkaç saniye içinde dahi rahim kanalına ulaşabilirler.

ERTESİ GÜN HAPI

Ertesi gün hapı bir doğum kontrol yöntemi değildir. Korunmadan girilen cinsel ilişkiden sonra, 72 saat içinde kullanılması gereken bu hap, östrojen ve progesteron hormonları içerir. Cinsel ilişki sonrası, spermin yumurtaya ulaşmasını, yani döllenmeyi önler. Eğer sperm yumurtayla birleşmişse, bu birleşimin rahim içinde tutunmasına engel olur. Ertesi gün hapı, çok mecbur kalınan durumlar dışında kullanılmamalıdır.

SORU - CEVAP

PREZERVATİF, PENİSTEKİ KAN AKIŞINI ENGELLİYOR MU?

Prezervatif penisteki kan akışını engellemez. Aksine Okey ürünleri geniş rezervuar uçlu* baş kısmı ile ve “biofit (rahat takma)” özelliği ile ereksiyon süresini uzatır ve erken boşalma sorunu olan erkekler ve eşleri tarafından boşalmayı kontrol etmeye yardımcı olur.

*Rezervuar uç: Prezervatiflerin uç kısmındaki küçük torbadır.

PREZERVATİF, HAZZI AZALTIP, PARTNERİMİ DAHA AZ HİSSETMEME NEDEN OLUR MU?

Prezervatif, hissedilemeyecek kadar incedir ve bu sadece bireylerin psikolojik olarak duyduğu bir rahatsızlıktır. Okey Ultra Hisset 0.05 mm’ lik kalınlığıyla Okey’in en ince prezervatifi olup, ilişkilerinizden maksimum haz ve hissiyatı almanızı sağlar.

PREZERVATİF YÜZÜNDEN KONSANTRASYON KAYBI YAŞANDIĞINI SÖYLENİYOR, DOĞRU MU?

Prezervatifin takılması yalnızca saniyelerinizi alan bir işlemdir. Aynı zamanda partnerinize olan saygınızı ve onu ne kadar düşündüğünüzü gösterir. Eğer nasıl takılacağını merak ediyorsanız internet sitemizdeki videolara göz atabilirsiniz.

PREZERVATİF, ERKEN BOŞALMAYA NEDEN OLUR MU? KORKUYORUM...

Prezervatif erken boşalmaya neden olmaz, aksine erken boşalma problemi olan erkeklerin boşalmalarını kontrol etmelerine yardımcı olur. Geciktirici etkili Okey Rötar, özel yapısıyla ilişki sürenizi uzatmaya yarayan bir üründür.

PREZERVATİF FİYATLARI YÜKSEK. BUNUN BİR ÇARESİ YOK MU?

Hazır olmadığınız anda oluşacak bir gebeliğin sizi hem maddi hem manevi anlamda nasıl bir yükün altına sokacağının farkında mısınız? Peki partnerinizin ya da sizin, ölümünüze neden olabilecek bir hastalığa yakalanmanızın ne demek olduğunun? Tam tedavisi bulunamamış cinsel yolla bulaşan öyle çok hastalık var ki... Güvenli ve özgür bir cinsel ilişki için prezervatife verdiğiniz her kuruşa değer!

PREZERVATİF, GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?

Prezervatif,Doğru kullanımda istenmeyen gebelikleri %98 engeller.HIV/AIDS ve tüm cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korur, Erken boşalma sorunu olan erkekler ve partnerleri için boşalmayı kontrole yardımcı olur.

HERHANGİ BİR HASTALIĞIM YOKSA PREZERVATİF KULLANMAM GEREKSİZ DEĞİL Mİ?

Sizin herhangi bir hastalığınız olmayabilir fakat partneriniz, dışarıdan belli olmayan, kendinin bile farkında olmadığı, belirtilerini henüz göstermeye başlamamış bir hastalığı taşıyor olabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların çoğu, belirtilerini ilerleyen zamanlarda gösterirler. Bu sebepten dolayı, ilişkilerinizde cinsel yollarla bulaşan hastalıklara karşı %100 koruma sağlayan tek yöntem olan prezervatifi kullanmalısınız. Ayrıca, herhangi bir hastalığınız olmadığına emin misiniz? En son ne zaman test yaptırdınız?

İNCE PREZERVATİFLER DAHA MI GÜVENSİZDİR?

Yapılan testlerde, prezervatifin daha ince olmasının, doğru kullanıldığında herhangi bir güvensizlik yaratmadığı kanıtlanmıştır. Prezervatifin yırtılması/delinmesi prezervatifin inceliğinden değil onun hatalı kullanımından, yetersiz kalitesinden ve kayganlaştırıcı jel dışındaki yabancı maddelerle birlikte kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

KAYGANLIK SAĞLAMAK İÇİN KREM KULLANABİLİR MİYİM?

Cinsel ilişkide krem, bebek yağı, vazelin gibi maddeler kullanmak prezervatife zarar verebilir ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Su bazlı kayganlaştırıcı jellerin bilinen herhangi bir yan etkisi olmadığından, ilişkilerinizde kayganlaştırıcı jelleri rahatlıkla kullanabilir, mutlu bir cinsel yaşam için sorunları ortadan kaldırabilirsiniz.

TAKVİM HESABI KORUNMAK İÇİN YETERLİ MİDİR?

Kadının yumurtlama zamanı, her ay farklılık gösterebilir. Bir yıl içinde, takvim yöntemiyle korunan kişilerin %25 - 30' unda gebelik oluşmaktadır. Bu oran, gebelik önleyici bir yöntem için son derece yüksektir.

CİNSEL İLİŞKİDEN SONRA YIKANIRSAM HASTALIKLARDAN KORUNMUŞ OLURUM, DEĞİL Mİ?

Vajinal duş yetersiz bir yöntemdir. Çünkü spermler boşalmadan 90 saniye sonra bile rahme ulaşabilirler. Yani pratik olarak, boşalmadan sonra vajina suyla temizlense bile, spermler çoktan rahim ağzını geçmiş ve tüplere doğru yönlenmiştir.

GERİ ÇEKİLME YÖNTEMİ GARANTİ DENİYOR, DOĞRU MU?

Geri çekilme yönteminin güvenirliliği çok düşüktür. Üstelik, istenmeyen gebeliklerin büyük kısmı bu yöntem sonucunda oluşmaktadır. Çünkü, ilişki sırasında, erkeğin penisinde boşalmadan önce gelen ilk meni içerisinde sperm hücreleri bulunmaktadır. Bu nedenle, erkek henüz boşalmadan bile belli oranda sperm vajinaya geçer.

PARTNERİM İYİ VE TEMİZ BİRİ, ONDA HASTALIK YOKTUR DEĞİL Mİ?

Birinin temiz, iyi veya refah düzeyinin yüksek olması, onun cinsel hastalıklardan korunduğu anlamına gelmez. Taşıyıcılar, hastalığın kendilerinde olduğunu bilemeyebilirler. Cinsel ilişki ile hastalık, sağlıklı olan partnere de bulaşır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, genellikle ilk başta kendini belli etmez. Ancak belirtinin olmaması, kişinin sağlığının tehlike altında olmadığı anlamına gelmez. Belirtiler, hastalık son aşamalarına geldiğinde kendini göstermeye başlar. “Bana bişey olmaz demek” sizi korumayacaktır.

HASTALIKLAR

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, cinsel temas yoluyla yayılan enfeksiyonlardır. Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar tedavi edilebilirken, bazılarından tedaviyle dahi kesin bir sonuç alınamamaktadır. Tek eşli olmak, hastalık bulaşma riskini azaltsa da, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın tek yolu prezervatif kullanmaktır.

Hastalığı taşıyanlar, genellikle bunun farkında olmazlar. Çünkü genelde, başlangıç sürecinde herhangi bir belirti görülmez. Belirtinin olmaması ya da kişinin kendini sağlıklı hissetmesi, hastalığın ona zarar vermediği anlamına gelmez. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtileri, genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar.

Bu hastalıklar, vücuda ağır zararlar verebilir, hatta ölüme bile neden olabilir. Cinsel olarak aktif olan tüm bireyler, cinsel yolla bulaşan hastalıkları ve onlardan korunma yollarını bilmelidir. Her ilişkide prezervatif kullanmak, çiftin sağlığını korumak için yapabileceği en doğru harekettir.

Unutmayın, cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşmasını engellemenin tek yolu prezervatif kullanmaktır. BANA BİR ŞEY OLMAZ DEMEYİN, OKEY Mİ?

AIDS

AIDS, bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan, talıyıcı HIV virüsü içeren bulaşıcı bir hastalık çeşididir. HIV virüsü bağışıklık sistemini her geçen gün çökmesine ve vücudun enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına neden olur. Böylece bireyler hastalıklara karşı dirençsiz kalır. Dolayısıyla bu durum, vücuda giren en ufak bir hastalık etkeni neticesinde ölümle sonuçlanabilir. AIDS, HIV enfeksiyonu için son aşama olup, bu aşamada hastalarda kanserlere ve ölümcül enfeksiyonlara sıklıkla rastlanır. HIV virüsü taşıyanlar, HIV pozitif olarak nitelendirilir. HIV virüsü bulaşan kişiye tanı koyabilmek için, bulaşmadan sonra 3 aylık bir süre geçmesi gerekmektedir. Bu süre zarfı sonunda yapılan ELISA testi, hastalığa dair en doğru sonucu verir.

HPV (GENİTAL UÇUK)

HPV, hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir virüs çeşididir. Oldukça bulaşıcı olan HPV, belirti göstermeyen bir hastalık türüdür. HPV'nin birçok farklı türü mevcuttur. Rahim ağzını etkileyen türleri, tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir. Bazı türleri kadın ve erkeğin genital bölgelerindeki mukozalara ve nemli bölgelere yerleşerek siğillere neden olabilir. Bu siğiller yumuşak dokuda da belirebilir ve karnıbaharımsı bir görüntü oluşturur. Bulaşması için deri teması yeterlidir, cinsel ilişki şart değildir. HPV taşıyıcı kadın ve erkekler uzun süre bu durumu farketmeyebilir. Çünkü bu virüs bulaştıktan sonra belirti göstermez. Belirtiler artana ve şikayetler ortaya çıkana kadar hasta durumu farketmez. PAP testi ile kadınlar, rahim ağzı kanserine yol açabilecek özellikte hücreleri olup olmadığını öğrenebilirler. Erkeklerin ise HPV taşıyıcı olup olmadıklarını öğrenmeleri için bir test henüz geliştirilmemiştir.

UÇUK (HERPES)

Uçuk virüsler tarafından meydana gelen geçici bir enfeksiyondur. Deri teması ya da virüsün yerleşmesi ile bulaşan Herpes, içi su toplamış küçük kabarcıklar şeklinde başlar. Nadiren ağız içerisinde görünen uçuklar, genellikle ağız dışında meydana görünürler. Aft, ağız içerisinde tüm bölgelerde olabilmesine karşın uçuk, genellikle ağız içerisinde damak tavanı gibi hareketsiz bölgelerde oluşur.

Uçuk çıkmadan yaklaşık bir gün öncesinde, kendini belli eder. Belirtileri arasında; karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir. Bunu, uçuk çıkacak bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da, içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması izler. Bu kabarcıklar zamanla kuruyup çatlayarak yara halini alır ve zamanla kaybolur.

Stres, aşırı yorgunluk ve uykusuzluk, güneş ışığı, üzüntü, adet dönemi gibi vücudun zayıf düştüğü durumlarda virüs aktif hale gelebilir. İyileşme süresince uçuk çıkan bölgeye, krem tedavisi uygulanır.

HSV (GENİTAL HERPES)

En sık 20 ile 30 yaş arasında karşımıza çıkan bu hastalık, direk deri teması yoluyla ya da cinsel temasla bulaşabilir. Genital Herpes bulaşan kişilerdeki genital bölgede kabarcık, kızarıklık, kaşıntı ve ağrı gözlenmektedir. Ancak kimi durumlarda hiç bir bulgu ortaya çıkmayabilir. Bulaşma olduktan bir süre sonra, kişiye bağlı olarak, genital bölgede çok şiddetli kaşıntılar oluşur. Bu hastalıkta görülen lezyonlar, devamlı kalıcı değildir; yani tedavi ile ya da kendiliğinden geçmektedir. Ancak hastalığın, çeşitli zaman dilimlerinde tekrarlama olasılığı yüksektir.

Çoğu zaman cilletki bu kaşıntılar mantar enfeksiyonları ile karıştırılır. Kaşıntılardan kısa bir süre sonra, genital bölgede döküntü ve bazen de ağrılı lezyonlar ortaya çıkar. Genital alanda ortaya çıkan bu lezyonlar, ağızda çıkan uçuklara benzer şekilde olup, kırmızı ve sert bir zemin üzerinde iltihabi akıntısı olan döküntüler şeklindedir.

Kasık bölgesinde, kaba etlerde, penis ve dış genital bölgelerdeki kabarcıklı, bazen ağrılı, sulu ve iltihabi lezyonlarda akla ilk olarak, genital uçuklar gelmelidir. Bunun yanı sıra, kasık bölgesindeki lenf bezlerinde şişlikler de oluşabilir. Bu bulgulara ek olarak nadiren görülen ateş, halsizlik, baş ağrısı, bitkinlik ve kas ağrıları da eşlik edebilmektedir. Genital uçukları engellemek için kesin bir tedavi uygulaması henüz yoktur. Yalnızca şikayetleri azaltıcı ve hastalığın seyrini kısaltıcı bir takım antiviral krem ve hap tedavileri uygulanmaktadır.

SİĞİLLER (GENİTAL WARTS)

Siğiller, virüslerin neden olduğu, genellikle cinsel yolla bulaşan viral bir enfeksiyonlardır. Çoğunlukla, daha önceden enfekte olmuş partnerle yapılan korunmasız cinsel ilişki sonrasında ortaya çıkar.

Siğiller kişiden kişiye temas ile bulaşır. Bulaştıktan hemen sonra belirmezler. Çünkü, siğillerin kuluçka süreleri aylar sürebilmektedir. Ancak etek siğili denilen ve genital bölgede beliren siğillerin bulaşma özelliği çok yüksektir. Bu nedenle cinsel ilişkide korunulmadığı taktirde hastalık partnere çabucak bulaşır.

BEL SOĞUKLUĞU (GONORE)

Halk arasında bel soğukluğu olarak bilinen Gonorhea, cinsel temasla bulaşan hastalıkların başında gelir. Bel soğukluğu bilinenin aksine sadece erkeklerde görünmez. Kadınlarda da bu hastalığa rastlanmaktadır. Belirtileri; vajinadan yeşil veya sarı renkte fena kokulu akıntı, idrar yaparken yanma ve ağrı, sık sık ve az miktarda idrara çıkma ve iki adet arasında kanama şikayeti şeklindedir. Ancak, kadın hastaların çoğunda herhangi bir belirti vermez.

Erkeklerin çoğundaysa belirti görülür. Hastalık belirtileri mikrobun, bulaşmasından yaklaşık 2-6 gün sonra, penisin ucundaki üretra ağzından (dış idrar yolu) sarı yeşilimsi sıvı akması şeklindedir. Bu kişilerde görülen hastalık belirtileri, idrar yaparken yanma ve ağrı oluşması, sık sık ve az miktarda idrara çıkma şeklinde sıralanabilir.

Gonorenin tanısı ve tedavisi çok basittir. Penis ucundaki veya vajinadaki akıntıdan alınacak bir örnek, mikroskop altında incelenerek tespit edilir.

FRENGİ (SYPYLIS)

Frengi, her iki cinste de görülebilen sıklık olarak vajen, makat ve ağız cinsi ilişki yolu ile geçen bir hastalık türüdür. Frengi tedavi edilmediği takdirde vücudun her organında iltihaba neden olarak ölüme sebep olabilir. Hastalık yaralara temas yoluyla, kanla ve cinsel yolla bulaşır. Hastalık bulaştıktan 10 ila 90 gün içinde vücutta sert ve ağrısız bir ülser meydana gelir. Bu, frenginin üç devresiden ilkidir. Genellikle genital bölgenin dış kısmında, vajende veya rahim ağzında görülür. İlk haftada genital bölgenin çevresindeki lenf bezlerinde ağrısız şişme oluşur. Hasta antibiyotikle tedavi edilmese dahi, bu oluşan ülser, 2 ila 6 haftada kendiliğinden kaybolur. Bununla beraber ikinci devre başlar. Bu evre, mikrobun kanda yayılması şeklindedir. Genellikle ellerde ve ayak tabanlarında yaralar meydana gelir. Frenginin üçüncü evresi gizli evredir. 2 yıldan 20 yıla kadar sürebilir. Bu evrede hastalık, vücuttaki sinir sistemine, kalbe, kemiklere ve deriye nüfüz ederek, kalp hastalıklarına, beyin fonskiyonlarında anormalliklere ve ölüme neden olabilir.

Hastalığın ilk evresinde, ülserden alınan numuneye tanı konulabilir. Ülserin deride görülmesinden 2 hafta sonra VDRL ve RPR kan testleri ile de hastalık teşhis edilmektedir.

BİTLENME (PUBLIC LICE/CRABS)

Bitler insan vücuduna yerleşerek burdaki koşullara uygun yaşamaya başlarlar. Yumurtadan çıkan bir bit, bir hafta sonra olgunlaşarak kendisi de yumurta bırakmaya başlar. Vücut bitleri bedenin her yerinde bulunabilir. Özellikle giysi ve çamaşırların dikişlerine saklanarak çoğalırlar. Vücut bitleri, kötü hijyen alışkanlıklarına sahip kişilerde görülürler. Kasık bitleri görünüş olarak yengeçleri andıran canlılardır ve genelikle kasık bölgesinde yaşarlar. Göğüs, kaş ve kirpiklere de geçebilirler ancak bu çok yaygın bir durum değildir. En çok kirli giysilerden ve cinsel temas yoluyla bulaşırlar.

Vücutta yaşayan bu bitler ısırabilirler ve bu ısırma, varolan lenf bezlerinin şişmesine neden olur. Kişisel temizliğe önem vermek bitleri engellemenin en önemli yoludur. Çünkü kasık bitleri genellikle banyo yapmayan, günlük temizliğine önem vermeyen kişilerde görülür ve doğrudan temasla bulaşır. Kasık bitinin en önemli bulaşma yolu ise cinsel temastır.

VAJİNİT (VAGİNİTİS)

Vajinitler yani vajinanın enfeksiyonları mantar, parazit veya bakteri enfeksiyonlarına bağlı olarak meydana gelirler. Kadın genital organındaki vajinada, bakteriler ve mantarlar ve çeşitli organizmaları yaşarlar. Bunlar genital organın sağlıklı olmasının şartıdır. Ancak antibiyotikler, hormonal dengedeki değişiklikler, gebelik, vajinal duşlar, menopoz gibi bazı faktörler vajinanın normal dengesini bozabilir.

MANTAR ENFEKSİYONU

Bu vajinit türününde görülen en sık belirti, genital bölgede oluşan yoğun kaşıntı hissi ve beraberinde peynir kesiği şeklinde, beyaz renkli, kokusuz akıntıdır. Dış genital bölgede enfeksiyonun kendisine ve kaşıntıya bağlı olarak kızarıklık ve ödem oluşmuş olabilir. Bazı durumlarda bu yoğun kaşınmanın yarattığı tahriş, idrar yaparken yanmaya neden olur. İleri durumlarda vajinal mantar enfeksiyonları, ilişki sırasında, ağrıya da neden olabilmektedirler. Bununla beraber mantar enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmez. Mantar enfeksiyonunun çok sayıda tedavi seçeneği mevcuttur. Tedaviye cevap, en erken 2. gün içinde alınır.

TRİKOMONAS ENFEKSİYONU

Vajinal ortamda kolaylıkla üreyebilen bu parazit, cinsel yolla bulaşır. Genellikle ortak kullanılan tuvaletlerden, havlulardan ve iç çamaşırlardan ve havuzdan bulaştığı düşünülmektedir.

Trikomonas vajinitinin en sık görülen belirtileri sarı, köpüklü, kötü kokulu bol vajinal akıntı ve sıklıkla vulvada (genital bölgenin dış kısmında) görülen kaşıntıdır.

Trikomonas enfeksiyonu çoğunlukla belirti vermeyen bir enfeksiyon çeşididir. Bu vajinit enfeksiyon cinsel ilişkide kolaylıkla diğer tarafa bulaşabilmektedir. Dolayısıyla eşin de tedavi edilmesi gereklidir. Trikomonas enfeksiyonu taşıyan bir erkek çoğunlukla hiçbir hastalık belirtisi göstermez. Tek bir ilişkide bile enfeksiyonu partnerine kolaylıkla bulaştırabilir.

GARDNERELLA VAJİNİTİ (BAKTERİYEL VAGİNOSİS)

Gardnerella vajiniti vajinitler arasında en sık karşılaşılan türdür ve direkt cinsel yolla bulaşmaktadır. Bu vajinit türünün en sık görülen belirtisi sarı-gri renkli akıntı ve özellikle cinsel ilişkiden sonra belirginleşen keskin ve kötü kokudur. Bu keskin koku genellikle balık kokusuna benzetilir.

Gardnerella vajiniti, gerek genital hijyeni bozması nedeniyle, gerekse gebelik döneminde erken doğum tehdidi oluşturarak, rahim iç sıvısının zamanından önce gelmesine ve doğum sonrası enfeksiyon oluşumu gibi sorunlara neden olabileceği için, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık çeşididir.

HEPATİT (HEPATİTİS)

Karaciğerde meydana gelen iltihabı reaksiyon tıp bilimimde hepatitis olarak tanımlanır. hepatitin tek sebebi virüsler ve hepatit B değildir. Hepatite virüsler (hepatit B ,hepatit C ...), bakteriler, çeşitli ilaçlar, uzun süreli alkol kullanımı ve çeşitli endüstriyel maddelere maruz kalmak yol açabilir.

HEPATİT B

Hepatit virüsünün neden olduğu hastalık türüdür. Bu virüs kan yoluyla, cinsel ilişki sırasında ve anneden bebeğe plesenta yoluyla bulaşmaktadır. Kan yoluyla açık yaralara temas, hijyenik olmayan iğne kullanımı ve manikür malzemelerinin ortak kullanımı neticesinde insandan insana bulaşır.

Normal olarak 45-180 gün arası değişen bir kuluçka süresi vardır. Hastalık etkeni bulaşan kişide ise ortalama 60-90 gün arasında hastalığın ortaya çıkması görülebilmektedir. Kuluçka süresince vücut sıvıları oldukça bulaşıcı özellik göstereceğinden hastalık bu evrede de bulaşıcı özelik gösterir.

Yenidoğan bebekler, hepatit B ile ile ilgili belirgin olarak herhangi bir belirti vermezler. İlerleyen yaş belirti verme ile doğru orantılıdır. Yaş ilerledikçe yapılan araştırmalar belirtilerin arttığını göstermiştir. Hepatit B'nin hastalık belirtileri şu şekilde sıralanabilir: Tüm vücutta aşırı halsizlik, hafif derecede ateş, baş ağrısı, iştah kaybı, bulantı ve kusma, kabızlık veya ishal, kas ve eklemlerde yaygın ağrı, deride kızarıklık şeklindedir. Özellikle karaciğer bölgesinin üzerinde ağrı ve hassasiyet de görülür. Bu ağrı, sarsıntı durumunda ve hastanın eğilmesi ile şiddetlenir. Belirtilerin çoğu gribal enfeksiyon bulguları ile paralel gibi gözükür. Dikkat edilmesi gereken nokta, karaciğer bölgesi üzerindeki ağrı, sarılık türünden semptomların hepatit semptomlarına işaret edilebileceğidir.

Hepatit B, siroz ve karaciğer kanserine neden olabilecek derecede sinsi bir hastalıktır. Kimi karaciğer kanseri ya da aniden çıkan siroz vakalarının geri planında, hepatit B virüsü olabileceği de unutulmamalıdır.