Anasayfa | İletişim

   
   

 
Cinsellikle ilgili sorularınızın yanıtlarını hangi kanallardan alıyorsunuz?
Internet
TV/Radyo
Uzman / Doktor
Yakın Cevre / Arkadaslar
Almiyorum

Cinselliğe Uzak Doğu ekseninden bakmak,
Yoga ve Tantra’yı anlamak…

Soru: Yoga ile Tantra arasındaki fark nedir? İkisi de aynı şey midir?

Osho: Tantra ile Yoga temelden farklıdırlar. Gerçi ikisin de hedefi aynıdır. Ancak tuttukları yollar sadece ayrı değil, üstelik birbirinin karşıtıdır da.

Tantra gibi Yoga da bir yöntemdir. Aslında Yoga bir felsefe değildir; bir tekniktir. Yoga da tıpkı Tantra gibi eylemlere, yöntemlere ve tekniğe dayanır. Yoga kişinin savaşmasını öngörür. Yani, "savaşçı"nın yoludur. Tantra'da ise, savaşmaya hiç gerek yoktur. Tam aksine insanın her şeyi oluruna bırakması istenir - ama bilinçli olarak...

Yoga bilinçli bir savaşın ve baskıların, Tantra ise, kendini bilinçli olarak bırakıvermenin savunucusudur.

Yoga'da kişi, kendisini aşabilmek için kendisiyle savaşmalıdır. Yoga'da dünya ve kurtuluş, şimdiki sen ile olabileceğin sen iki karşıt şeydir. Olabileceğin sen'e varmak için kendine gem vur, savaş, çözül. Gerçek özünün doğması için önce kendini öldürmen gerekir. İşte yoga budur.

Tantracılara göre Yoga, enikonu bir intihardır. Kendi doğal yapını, bedenini, içgüdülerini, istediklerini, velhasıl her şeyi öldürmelisin. Tantra insanın kendisini olduğu gibi kabul etmesini önerir. Tantra'da ölmeye gerek yoktur. Yeniden doğmak için insanın önce ölmesi gerekmez. Gerekli olan tek şey insanın kendini aşmasıdır (transcendence). İnsan kendisini bu uğurda kullanmalıdır.

Örneğin cinselliğin var; doğuşundan beri sahip olduğun temel enerjin... Bedeninin, tüm varlığının gözeleri cinseldir. Bu yüzden insanın düşünceleri sürekli olarak seks konularına yönelir. Yoga bu seks enerjisiyle savaşmamızı ister. Yoga'ya göre, insan bu şekilde savaşarak kendi içinde daha önce bulunmayan bir merkez yaratmış olur. Savaşması ne kadar çok olursa, bu merkezde toplanması da o kadar fazla olur. Böylece seks, artık o insanın merkezi olmaktan, cinsel enerji de, cinsel olmaktan çıkar. Bilinçli olarak savaşma insanda yeni bir enerji ve yeni bir merkez yaratmış olur.

Tantra'da ise cinsel enerjinin kullanılması gerekir. Onunla savaşılmamalıdır. Cinsel enerjinin dönüştürülmesi istenir. Cinsel enerjiye düşmanca değil, dostça yaklaşılması beklenir. İnsanın sahip olduğu bir şeydir bu enerji; kötü de değildir, çirkin de. Tüm enerjiler doğaldır. İnsan enerjisini kendi lehine ya da kendisine karşı kullanabilir. Enerji ile önümüze bir set çekilebilir, ya da yükselişe götüren bir basamak yapabiliriz.

Yoga şunları öğütler: Hiçbir şey istemeyin, isteklerini yok et, isteklerin yer almadığı bir denge yarat.

Tantra'nın öğütleri de şunlardır: İsteklerinin bilincinde ol, onlarla savaşma. İsteklerinin üzerine bilinçlilikle gidersen onları arkana bırakmış olursun.

İnsanın sürekli olarak cinselliğe yönelmesi çözümlenmeden insanın doğal ve normal bir yaşama geçmesi düşünülemez. Bizim bugün "normal" diye adlandırdığımız durum, aslında hastalıklı ve çarpık bir durumdur. İnsanın cinselliğe olan tutumu onu "deliliğe" sürüklemiştir. Oysa herhangi bir tutumun benimsenmesine, şöyle ya da böyle bir tavrın takınılmasına gerek yoktur. İnsan ancak o zaman doğal olabilir. Gözlerimize karşı bir tavır takınıyor muyuz? Gözlerimiz, ellerimiz şeytani ya da tanrısal mıdır? Sen gözlerinden yana mısın, yoksa gözlerine karşı mısın? Elbet ikisi de değil! Bu nedenle gözlerin normal şekilde çalışırlar. Bir de, sürekli olarak gözlerinin kötü şeyler olduğu fikrini kafanda işle. O zaman görmenin zorlaştığını fark edeceksin. Yani, görmek de seks gibi bir sorun olup çıkacaktır.

Tantra diyor ki, kendini olduğun gibi kabul et. Temel kural budur: Kendini tümüyle kabullenmelisin. Bundan sonra artık, sahip olduğun enerjiyi kullanabilirsin. Ya bu enerji nasıl kullanılacaktır? Önce kendindeki enerjilerin neler olduğunu bulgula. Nedir seks? Nasıl bir olgudur? Bunu öğren.

Cinsel eylemi aşmak istiyoruz. Ama suçluluk duygusu içindeyken isteklerimizi bastırmaya yönelik tavırlarımızla nasıl aşabiliriz ki cinselliği? Bu yükten kurtulmanın bir çaresi olmalıdır. Önce şunu kavramalıyız: Cinsel ilişki sevgi dolu bir eylem değildir. Seks yaparken mutlu olamıyorsun; gene de ondan uzak duramıyorsun. Ne denli direnirsen diren - daha da çekici oluyor seks. Seksi yadsımakla, seksi yok etmeye çalışmakla, onu anlayabileceğimiz bilinci, duyuları da yok etmiş oluruz. Oysa, bir şeyi anlayabilmemiz için yapmamız gereken şey, bir şairin bir çiçek bahçesinde gezinmesine benzer bir davranışa geçmektir. Bedenimizdeki her enerjiyi duyarlıkla, bilinçle, sevgiyle ve anlayışla algılamalıyız. O zaman bütün enerjiler yardımımıza koşarlar - bu dünya Nirvana olur, bedenimiz bir tapınak...

 

 

 

© Copyright 2005 Bu sitenin tüm hakları Girişim Pazarlama A.Ş. 'ye aittir. powered by akampüs